Tükenmişlik sendromu her vaktin tüm insanları yoran pazartesi günü sanki günlerin kollarını sıvarken pazar gününü avuçlarında yıpratarak çekmesi gibi...Kötülüğün yada iyiliğin içimizdeki yeri ,ona bırakılan miras bize ait.Özgürlüğümüz düşüncelerimizde geniş ve hislerimiz hiç bir zaman kısıtlı değil,en büyük kozumuz ise içimizin bir yerlerinden bize haykıran o ses.Kontrol bizim ellerimizde,silahımız ise ruhumuzun bürüdüğü renk;Siyah,mavi,kırmızı yahut gri.Peki ya senin rengin ne ?
Sıradan insanlar gibi,kendime ait olan hobilerimin üzerinde zaman harcamak keyif verici,paylaşmak ise her zaman güzel.Sayfama göz atıp,güzel fikirlere sahip olan insanlara sonsuz teşekkürler :)
1 Haziran 2017 Perşembe
SENİN RENGİN HANGİSİ ?
Bir yara içimizde her gün beslenen ve tedavisi zamana bırakarak yapılan en güzel teselli.Günün ve gecenin birbirine karıştığı alemde tüm ışıkları karanlığa teslim edilen,tarifsiz duyguların zirvesinde verilen mücadele.Kazanmak yada kaybetmek,her iki terimin rafı tecrübede.Onlarca hikaye,kimi benzer birbirlerine kimi farklı birbirlerinden.Karmaşıklık bir sarmaşık gibi bedende,tepkileri ağır ve acı bir şekilde fiziki yetersizlik.Tonu koyu,derinlik mesafesiz ve bi ton sessizliğin ağırlığı...Yaranamamak yara gibi tam göğüs kafesimiz de,hepimiz kendi içimizdeki koğuşa mahkumuz.Kabullenişimiz raks ederken demir parmaklıklara,çaresizliğin adımları volta atarken eşlik ediyor tesbih tanelerine.Kurtuluş,ceza,mahkum,infaz,yargı bu küçük dünyaların içinde büyük bir mezar...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder