Varoluştan yok - oluşa giden uzun
bir çizginin üzerinde geçirdiğimiz bu zamanda gerçeklikten yapaylığa kadar,ispat
edilebilirlikten , kanıt yetersizliğine
oluşan süreç zarfında kusursuzluktan söz edebilmenin yetersizliğini
yaşayabiliyorsak hepimizin birer canlı olduğunu sezmek oldukça kolay olacaktır;Bu
bir yaşam bütünü olsa gerek.Peki ya mükemmel olmak neyi gerektiriyor ? Neyin
eksiksiz, hatasız veya yanılma payının ihtimallerde bile yer almayacağı bilmek
neyi istiyor ? Hangi kriterler bunu
cevaplamaya itiyor ? Nasıl bir
gereklilik bu yapıyı kapatıyor ? Mükemmellik bizce ne? neyi anımsatıyor, nasıl
bir düşünce algımız bunu ele alıyor… Erdemliliği bir köşeye bırakılım,hepimiz
mükemmel olmayı istediğimiz kadar sahip olduklarımızın da mükemmel olmasını
istemişizdir sanırım.Ama bu varoluşun içerisinde,bunu geniş çaplı ele almak
gerekirse,altını çizmemi gerektirecek bir işaret bırakmadan,basitçe,sabit ve
yalın olarak bunun en güzel cevabını koskocaman HİÇBİR ŞEY olarak vermek
isterdim.Nasıl yani : “ hiçbir şey ” demek istiyorsunuz,haklısınız…
Bu bir
yok-oluş tıpkı bir boşluk gibi, nasıl ki bir nesnenin bütünlüğünü
kavrayabiliyorsunuz buda olmayan bir şeyin içerisinde olmak gibi. Gözle
görülmeyen, elle tutulmayan,duyu organlarının kabul göremediği fakat zihnin
tamamı ile kavradığı bir durum.Buna bir başlık gerekirse mükemmelliğin aslında
olmadığının göstergesi derdim,diyorum da…Biraz düşünceleri karıştırırsak bu
evreyi tanımlayabilmenin yolunu bulmakta zorluk çekmeyiz.Bu yok-oluş bir
boşluğun ruhu,hiçbir şeyin olmadığı nokta,insanın bilgisine bile dahil
olmayan,hiçlik,var-olan nesnelerden uzak,var-olmayanın bilinmezliği.Tüm
ilkelerin varoluşu,yokluktan geldiği gibi.Mükemmelliğin,kusursuzluğun ve nice
özellikli yapıların varoluşun sebebinin bizler olduğunu hatırlatmamda fayda
var,ve bu yaratıcılığımızın acısını çekeceğimizi bildiğimiz gibi hepimizin bu acıyı
dindirmek için bir gün yok-oluşa uğrayacağımızı bilmekte ayrı bir heyecan olsa
gerek…
Mükemmellik
ve kusursuzluk yaşam ile ters, ölüm ile doğru orantılı olan hadise.Tüm konuları
bir bütünlük içerisine alan,ulaşılması mümkün olmayan,var-oluşluğun içerisinde
yaklaşmaya çalıştıkça bozulan,imkansızlığın ikiz kardeşi,insanların hangi
sıfatta nitelendirmeye çalışmakta zorlanıp,bu zorluğun içerisinde hayal
kırıklığına uğraması.Bu hayal kırıklığın ana nedeni bazı şeylere
nitelendirdiğimiz sıfatlarımız,halbuki bunlar bile mükemmellik ve
kusursuzluktan uzak olan,az kusurlu bir ölçüt bütünü.Ne yazık bu niteliklerin
varlığı,bu olguların sahibi bizleriz.Tanrının ütopyası,evet ütopya aslında
olmayan,bir hiçlik,boşluk ve yok-oluş lakin bu idealar içerisinde gerçekleşmesi
mümkün olmayanlara inanış,bir yok-oluşun
içerisinde var-olmak kadar mükemmel olan…
Belki yenilgilerimizin bütün
nedenleri bu , hep bir arayış içerisinde mükemmel yada kusursuz olmayı bulmaya
çalışmak.Asla sahip olamayacağımız şey,aslında bu kadar ümit kırıcı olmak
istemem,-evet belki birazcık mükemmel olabiliriz,tadabiliriz,küçükte olsa bu
duyguyu yaşamak biraz bizi tekamül edebilir.Sonuçta dediğim gibi bir ölçüt
bütünü,yalnız eklenecek,ekleyecek,katacak bir şey değil bu.Çünkü çıkartacak bir
şeyin kalmadığında ulaşabileceğin en üst düzey durum bu ,bu tıpkı katmadan çıkarmanın
mümkün olamayacağını ispat etmek gibi.Küçük şeyler oluşturarak ama asla küçük bir
şey olmayan,tamamlanmışlıktan ırak,halden memnunsuzluk..Kusursuz olmak;ulaşmak,tamamlanmak,bitmek,sona
ulaşmak.Belirttiğim gibi yaşamak ile ters,ölmek ile doğru orantılı
olmak.Yok-oluşun bu kadar mükemmel olduğunu hissetmek bizlere nasıl bir parodi
yansıtır orası muamma.
Var-oluştan – yok-oluşa bu
çizginin altında yada üzerinde kullandığımız kalemin izleri hep bize ait
olacak.Ve atılan her işin başlangıcı , bir zamanını sabahı gibi üzerimize
doğduğu vakit,henüz daha hiçbir şey olmamışken,mükemmelliğin,kusursuzluğun vb
şeylerin yaratılmadan,diriltmeye gelen o vakit kadar ortalıkta dolanmayı,olan
biten tüm varlıktan-yok olan tüm şeyleri izlemeyi hepimiz isteyeceğiz.
Nasıl yani diyebilir misiniz şimdi bilemem,cevabını verdiğim bu belgisiz“ HİÇBİR ŞEY “sıfatın,olamayacağı kavramda,gelinebilecek son noktada haklı mıyım sizlerce ?
