Ölmüşler kadar cesur değilim,
Aşkından üşüyen çocukların yürekleri.
Benim gözlerim,kalbinin hizasına çizilmiştir.
Hasret gövdemi kuzgunlaştıran yara,
Kaşınan rüyalarımda, karanlık bir felaket niteliğinde korkunç koca kış.
Ve gözlerin kadar parlak şu ciddi ilkbahar.
Gecenin gönülçelen vaktinde,
Saçlarınla taranmış kokuların çalımları,
Sesinle tarazlanmış avucumdaki resmin.
Ürkek kalplerin bilinmeyen cevaplarında,
Mühürlenmiş benim adım,aşkın en mahmurunda.
Bu yüzden yakışıksız kalır yanında,benden başka kim olursa.
Darplanmış ve damgalanmış insanların hummalı halleri,
Halsizlik bir göbek adı,
Yapay bir çiçek kadar bilinmezliklere baş kaldırış.
Benim öfkem,ısınan demiri suya bastırmak kadar cıslanmış !
Benim nefretim,birikirse içten eritecek tüm sertlikleri !
Benim sevdam,görünmez ufkun mavilerinde,
Benim aşkım, bir kuş süzülür gökyüzünde…
Bu darphane mesafelerin gizeminde,
Aşkın bakışlarında boyanmış dört duvar.
Yüreğim her gece özlem ile damgalanmış,
Uykuların bir vaktinde,tırpalanmış rüyalar.
Ben farjad kadar ayrı,grinko kadar son söz !
En büyük sevdalarım-haykırışlarım suskunluğum kadar,
Saygısı kalmayan bu dünyada,
Her şeyi gördüğüm için,içim rahat.
Şeytanın yolculuğunda dahi satılmamış günahlarım !
Sağ omzumda saklanmış meleklerin bir avuç sevapları.
Kırık aynalarda,sızlanan vijdanların yüzleri.
Boşa çıkmış çabalar,
Yorulan bileklerim güçsüz kalıyor yumruk atmaya artık.
Çıkarsız fahişelerin gülüşleri bir tokat kadar aciz insanlara.
Kazanılan sözler ise şişirilmiş ciklete atılan parmak kadar.
Aşkından üşüyen çocukların yürekleri.
Benim gözlerim,kalbinin hizasına çizilmiştir.
Hasret gövdemi kuzgunlaştıran yara,
Kaşınan rüyalarımda, karanlık bir felaket niteliğinde korkunç koca kış.
Ve gözlerin kadar parlak şu ciddi ilkbahar.
Gecenin gönülçelen vaktinde,
Saçlarınla taranmış kokuların çalımları,
Sesinle tarazlanmış avucumdaki resmin.
Ürkek kalplerin bilinmeyen cevaplarında,
Mühürlenmiş benim adım,aşkın en mahmurunda.
Bu yüzden yakışıksız kalır yanında,benden başka kim olursa.
Darplanmış ve damgalanmış insanların hummalı halleri,
Halsizlik bir göbek adı,
Yapay bir çiçek kadar bilinmezliklere baş kaldırış.
Benim öfkem,ısınan demiri suya bastırmak kadar cıslanmış !
Benim nefretim,birikirse içten eritecek tüm sertlikleri !
Benim sevdam,görünmez ufkun mavilerinde,
Benim aşkım, bir kuş süzülür gökyüzünde…
Bu darphane mesafelerin gizeminde,
Aşkın bakışlarında boyanmış dört duvar.
Yüreğim her gece özlem ile damgalanmış,
Uykuların bir vaktinde,tırpalanmış rüyalar.
Ben farjad kadar ayrı,grinko kadar son söz !
En büyük sevdalarım-haykırışlarım suskunluğum kadar,
Saygısı kalmayan bu dünyada,
Her şeyi gördüğüm için,içim rahat.
Şeytanın yolculuğunda dahi satılmamış günahlarım !
Sağ omzumda saklanmış meleklerin bir avuç sevapları.
Kırık aynalarda,sızlanan vijdanların yüzleri.
Boşa çıkmış çabalar,
Yorulan bileklerim güçsüz kalıyor yumruk atmaya artık.
Çıkarsız fahişelerin gülüşleri bir tokat kadar aciz insanlara.
Kazanılan sözler ise şişirilmiş ciklete atılan parmak kadar.
Ben yaşarken , beni
baştan yarat !
Kılıçsızım,
Diz kapaklarım çürümüş düşmekten.
Sızısı çocukluğum kadar acı,
Çizilmiş göz kapaklarım,
Mosmor yanaklarım,
Kızaran omuzlarımda kazıdığım yaralar kaşınmış…
Almaya gücümüzün yetmediği güven,
İçinden su zalim şüpheyi kaldır.
Lanete karışmış bir yaprakların çadırı,
İçi külfet ve küfür dolu bakraçların ağzını kapatmış,
Gömülmek için beklerken pervasız podzol topraklarında ,
Öyle bir yerdeyim ki,
Eğilmekten ağırmış uzuvlarım.
Çimleri eşelerken bu bitkin halde,
Seni bu denli düşünmenin içerisinde soyunuyorum.
Sana çırılçıplak doğan fikirlerimin hürriyetinde…
Nicedir güneşten kaçan şakaklarım,
Bir put gibi dikilmiş ,
Vücudum cem eylemiş çamurdan ellerinle,
Bir heykel kadar açık,saf ve net şimdi !
Beni yaşarken,baştan yarat !
Şu insanların dünyaya yetiştirdiği çaresizlikleri,
Ölmüşler kadar cesur sansın herkes.
Senin yanaklarının kıvrımına daldığımda,
Arayışlarım olsun alışılmışların dışında.
Sırtımı yasladığım şu penceresiz odanın içinde,
İki büklüm düğmelemiş kollarım kaval kemiklerimden…
Kadınların sadece doğurmadığını,
Herkesin dölyatağında yüzdüğünü,
Pıhtılaşmış bir dünyada tomurcukların yeşermesini anladım.
Senin ile filizlenen neşelerim,
Bir el kadar sevdası şu mutluluğumu portreleyen,
Gözüm sana benzeyecek bir parça gülücüğün tuvalinde,
Arzumun ve hayallerimin cennetinde modülleşirken,
Girmem için kalp kapılarını bana dengele,
Göğsünden dinlensin yanaklarım,
Lütuf olmuş zevklerimin gecesinde,
Bir ninni edası bürüsün uğultuları odalarımda.
Öyle masum bir uykuların vaktinde,
Ya sen gel,
Ya beni aldır bu tırpalayan rüyalardan,demeliyim.
Ayrı geçirdiğimiz şu günlerin hesabını,
Kavuşmanın yollarını hasret kesmekte.
Denkleşen şu şarapların kadehinde,
Bir çanağa dökülsün kızıl-denizlerimiz.
Tüm kötülükleri aforoz edelim zerdüştçe.
Bu iyi hallerim belki...
Benimle yaşarken,baştan yarat !
Ölmüşler kadar cesur,
Yaşayanlar kadar korkak olan hayatta,
Benim kurumuş hayallerime nefesini değdir.
Gözlerinin ırmaklarında seni izlerken,
Ömür boyu beni heyecanlandıran sularında boğulayım...
Kılıçsızım,
Diz kapaklarım çürümüş düşmekten.
Sızısı çocukluğum kadar acı,
Çizilmiş göz kapaklarım,
Mosmor yanaklarım,
Kızaran omuzlarımda kazıdığım yaralar kaşınmış…
Almaya gücümüzün yetmediği güven,
İçinden su zalim şüpheyi kaldır.
Lanete karışmış bir yaprakların çadırı,
İçi külfet ve küfür dolu bakraçların ağzını kapatmış,
Gömülmek için beklerken pervasız podzol topraklarında ,
Öyle bir yerdeyim ki,
Eğilmekten ağırmış uzuvlarım.
Çimleri eşelerken bu bitkin halde,
Seni bu denli düşünmenin içerisinde soyunuyorum.
Sana çırılçıplak doğan fikirlerimin hürriyetinde…
Nicedir güneşten kaçan şakaklarım,
Bir put gibi dikilmiş ,
Vücudum cem eylemiş çamurdan ellerinle,
Bir heykel kadar açık,saf ve net şimdi !
Beni yaşarken,baştan yarat !
Şu insanların dünyaya yetiştirdiği çaresizlikleri,
Ölmüşler kadar cesur sansın herkes.
Senin yanaklarının kıvrımına daldığımda,
Arayışlarım olsun alışılmışların dışında.
Sırtımı yasladığım şu penceresiz odanın içinde,
İki büklüm düğmelemiş kollarım kaval kemiklerimden…
Kadınların sadece doğurmadığını,
Herkesin dölyatağında yüzdüğünü,
Pıhtılaşmış bir dünyada tomurcukların yeşermesini anladım.
Senin ile filizlenen neşelerim,
Bir el kadar sevdası şu mutluluğumu portreleyen,
Gözüm sana benzeyecek bir parça gülücüğün tuvalinde,
Arzumun ve hayallerimin cennetinde modülleşirken,
Girmem için kalp kapılarını bana dengele,
Göğsünden dinlensin yanaklarım,
Lütuf olmuş zevklerimin gecesinde,
Bir ninni edası bürüsün uğultuları odalarımda.
Öyle masum bir uykuların vaktinde,
Ya sen gel,
Ya beni aldır bu tırpalayan rüyalardan,demeliyim.
Ayrı geçirdiğimiz şu günlerin hesabını,
Kavuşmanın yollarını hasret kesmekte.
Denkleşen şu şarapların kadehinde,
Bir çanağa dökülsün kızıl-denizlerimiz.
Tüm kötülükleri aforoz edelim zerdüştçe.
Bu iyi hallerim belki...
Benimle yaşarken,baştan yarat !
Ölmüşler kadar cesur,
Yaşayanlar kadar korkak olan hayatta,
Benim kurumuş hayallerime nefesini değdir.
Gözlerinin ırmaklarında seni izlerken,
Ömür boyu beni heyecanlandıran sularında boğulayım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder