20 Ekim 2018 Cumartesi

MÜKEMMELLİĞİN ASLINDA OLMADIĞININ GÖSTERGESİ


Varoluştan yok - oluşa giden uzun bir çizginin üzerinde geçirdiğimiz bu zamanda gerçeklikten yapaylığa kadar,ispat edilebilirlikten , kanıt yetersizliğine oluşan süreç zarfında kusursuzluktan söz edebilmenin yetersizliğini yaşayabiliyorsak hepimizin birer canlı olduğunu sezmek oldukça kolay olacaktır;Bu bir yaşam bütünü olsa gerek.Peki ya mükemmel olmak neyi gerektiriyor ? Neyin eksiksiz, hatasız veya yanılma payının ihtimallerde bile yer almayacağı bilmek neyi istiyor ? Hangi kriterler bunu cevaplamaya itiyor    ? Nasıl bir gereklilik bu yapıyı kapatıyor ? Mükemmellik bizce ne? neyi anımsatıyor, nasıl bir düşünce algımız bunu ele alıyor… Erdemliliği bir köşeye bırakılım,hepimiz mükemmel olmayı istediğimiz kadar sahip olduklarımızın da mükemmel olmasını istemişizdir sanırım.Ama bu varoluşun içerisinde,bunu geniş çaplı ele almak gerekirse,altını çizmemi gerektirecek bir işaret bırakmadan,basitçe,sabit ve yalın olarak bunun en güzel cevabını koskocaman HİÇBİR ŞEY olarak vermek isterdim.Nasıl yani : “ hiçbir şey ” demek istiyorsunuz,haklısınız…
           Bu bir yok-oluş tıpkı bir boşluk gibi, nasıl ki bir nesnenin bütünlüğünü kavrayabiliyorsunuz buda olmayan bir şeyin içerisinde olmak gibi. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan,duyu organlarının kabul göremediği fakat zihnin tamamı ile kavradığı bir durum.Buna bir başlık gerekirse mükemmelliğin aslında olmadığının göstergesi derdim,diyorum da…Biraz düşünceleri karıştırırsak bu evreyi tanımlayabilmenin yolunu bulmakta zorluk çekmeyiz.Bu yok-oluş bir boşluğun ruhu,hiçbir şeyin olmadığı nokta,insanın bilgisine bile dahil olmayan,hiçlik,var-olan nesnelerden uzak,var-olmayanın bilinmezliği.Tüm ilkelerin varoluşu,yokluktan geldiği gibi.Mükemmelliğin,kusursuzluğun ve nice özellikli yapıların varoluşun sebebinin bizler olduğunu hatırlatmamda fayda var,ve bu yaratıcılığımızın acısını çekeceğimizi bildiğimiz gibi hepimizin bu acıyı dindirmek için bir gün yok-oluşa uğrayacağımızı bilmekte ayrı bir heyecan olsa gerek…
          Mükemmellik ve kusursuzluk yaşam ile ters, ölüm ile doğru orantılı olan hadise.Tüm konuları bir bütünlük içerisine alan,ulaşılması mümkün olmayan,var-oluşluğun içerisinde yaklaşmaya çalıştıkça bozulan,imkansızlığın ikiz kardeşi,insanların hangi sıfatta nitelendirmeye çalışmakta zorlanıp,bu zorluğun içerisinde hayal kırıklığına uğraması.Bu hayal kırıklığın ana nedeni bazı şeylere nitelendirdiğimiz sıfatlarımız,halbuki bunlar bile mükemmellik ve kusursuzluktan uzak olan,az kusurlu bir ölçüt bütünü.Ne yazık bu niteliklerin varlığı,bu olguların sahibi bizleriz.Tanrının ütopyası,evet ütopya aslında olmayan,bir hiçlik,boşluk ve yok-oluş lakin bu idealar içerisinde gerçekleşmesi mümkün olmayanlara  inanış,bir yok-oluşun içerisinde var-olmak kadar mükemmel olan…
         Belki yenilgilerimizin bütün nedenleri bu , hep bir arayış içerisinde mükemmel yada kusursuz olmayı bulmaya çalışmak.Asla sahip olamayacağımız şey,aslında bu kadar ümit kırıcı olmak istemem,-evet belki birazcık mükemmel olabiliriz,tadabiliriz,küçükte olsa bu duyguyu yaşamak biraz bizi tekamül edebilir.Sonuçta dediğim gibi bir ölçüt bütünü,yalnız eklenecek,ekleyecek,katacak bir şey değil bu.Çünkü çıkartacak bir şeyin kalmadığında ulaşabileceğin en üst düzey durum bu ,bu tıpkı katmadan çıkarmanın mümkün olamayacağını ispat etmek gibi.Küçük şeyler oluşturarak ama asla küçük bir şey olmayan,tamamlanmışlıktan ırak,halden memnunsuzluk..Kusursuz olmak;ulaşmak,tamamlanmak,bitmek,sona ulaşmak.Belirttiğim gibi yaşamak ile ters,ölmek ile doğru orantılı olmak.Yok-oluşun bu kadar mükemmel olduğunu hissetmek bizlere nasıl bir parodi yansıtır orası muamma.
        Var-oluştan – yok-oluşa bu çizginin altında yada üzerinde kullandığımız kalemin izleri hep bize ait olacak.Ve atılan her işin başlangıcı , bir zamanını sabahı gibi üzerimize doğduğu vakit,henüz daha hiçbir şey olmamışken,mükemmelliğin,kusursuzluğun vb şeylerin yaratılmadan,diriltmeye gelen o vakit kadar ortalıkta dolanmayı,olan biten tüm varlıktan-yok olan tüm şeyleri izlemeyi hepimiz isteyeceğiz.

      Nasıl yani diyebilir misiniz şimdi bilemem,cevabını verdiğim bu  belgisiz“ HİÇBİR ŞEYsıfatın,olamayacağı kavramda,gelinebilecek son noktada haklı mıyım sizlerce ?    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder